Wednesday, October 13, 2010

Dr. A. Deveci Türkmensahra Türkmenlerini anlattı-د.ع. دیه جی ترکمنصحرا ترکمنلری آنلاتدی

Oğuz ÇETİNOĞLU
Gitmesek de, görmesek de, hattâ… bilmesek de orada bir yurt var… Orası, Türk Yurdu’dur.
önce VATAN-Oğuz ÇETİNOĞLU:
 Oğuz Çetinoğlu: Sizinle Türkmensahra Türkmenlerinin; dününü, bugününü ve yarınını konuşmak istiyorum. Türkiye’de Türkmensahralı Türkmen kardeşlerimiz hakkında bilgi edinmek isteyen çok kişi vardır.
Konuya; Türkmensahra olarak adlandırılan bölgenin yerini belirlemekte başlayalım.
Dr. Abdurrahman Deveci: Türkmensahra; İran’ın kuzey doğusunda, Türkmenistan’ın güney sınır bölgesinde yer alır. Yüzölçümü yaklaşık 50.000 kilometrekaredir. (İran’ın yüzölçümü 1.644.000, Türkmenistan’ın 488.100 kilometrekaredir.).
Batıdan doğuya 400 kilometre uzunluğunda ve 5-200 metre arasında değişen bir eni olan bu bölge, batıda Hazar Denizi, kuzeyde Türkmenistan Cumhuriyeti, doğuda İran İslam Cumhuriyetinin Bocnurd ve Deregez bölgeleri ile, güneyde ise Kuzey Elburz Dağları ile sınırlanır. Yükseklik, güneyden doğuya, doğudan batıya Hazar Denizi’ne doğru akan ırmakların uzantısında azalmaktadır. Kümüş Tepe, Bender Türkmen, Simin Şehir, Ak Kale, Anbar Olum, İnce Burun, Hütten Küren, Negin Şehir, Kümbet Kavuş, Kelale, Merave Tepe, Deregez ve Bocnurd Türkmensahra şehirleri olarak tanınır. Ayrıca Horasan Rezevi bölgesinin Türbet Cam şehrinde ve onun çevresinde de yaklaşık beş bin Türkmen yaşamaktadır.
Çetinoğlu: Türkmensahra Türkmenlerinin tarihini kısaca özetlemek mümkün mü?
Deveci: Türkmensahra Türkmenleri 1881’e kadar Türkmenistan ile ortak kaderi paylaşmıştır. 1881’de, Türkmenlerin Türkmenistan’daki Göktepe Kalesi’nde Çarlık Rusya’nın ordusuna yenilmesinden sonra, İran ve Çarlık Rusya’sı arasında yapılan Ahalteke Anlaşması çerçevesinde, iki tarafta yaşayan Türkmenler arasına sınır çekilmiştir.
Türkmensahra Türkmenlerinin tarihini, uzun süre birlikte yaşadıkları Türkmenistan Türkmenlerinden ayrı tutmak mümkün değildir. Türkmenistan’ın Orta Asya’daki derin tarihi gibi, Türkmensahra Türkmenlerinin de bu bölgede binlerce yıllık bir geçmişi vardır. Aslında, bu topraklar aynı etnik gruba aittir. Aralarındaki sınırlar ise sonradan ortaya çıkmıştır.
Çetinoğlu: Nasıl olmuş?
Deveci: Türkmensahra, 1881’e kadar Türkmenistan ile ortak bir kaderi yaşamıştır. Bu tarihe kadar, Türkmenler, Hazar Denizi ve Ceyhun Irmağı arasında beylikler şeklinde yaşayan bağımsız bir millet sayılırlar.
Çetinoğlu: Bölünme hangi olayın sonucudur?
Deveci: 1881 yılında Türkmenler, Türkmenistan’daki Göktepe Kalesi’nde Rus Ordusu’na yenildiler. İran ve Rusya arasında yapılan Ahalteke Anlaşması çerçevesinde, iki taraftaki Türkmenler arasına sınır çekilmiş ve güneydeki Türkmenler İran sınırları içinde, kuzeydeki Türkmenler ise SSCB sınırları içerisinde kalmıştır. O sınır resmiyete girdikten sonra da iki taraftaki Türkmenler arasındaki ilişkiler devam etmiştir. Ancak 1924’te Türkmensahra Türkmenleri ve İran hâkimiyeti arasında gerçekleşen savaştan sonra sınır geçişlere imkân vermeyecek şekilde kontrol altına alınmış ve ilişkiler kesilmiştir. Güney Türkmenlerin oturduğu bölgeye Pehlevi döneminde Türkmensahra adı verilmiştir.
Çetinoğlu: Türkmensahra Türkmenlerinin bağımsız bir devleti oldu mu?
Deveci: Evet oldu.
1924 yılında, Rıza Şah’ın iktidara geldiği dönemde, Türkmensahra Türkmenleri, Türkmen boylarının bir araya gelmesiyle, Osman Ahun’un liderliğinde Cumhuriyetle idâre edilen bir devlet kurdular. Devlet kurulduktan sonra İran hükümeti ve Türkmenler arasında kanlı savaşlar yaşandı.
Çetinoğlu: Günümüze gelirsek…Türkmensahra Türkmenlerinin sosyal durumları, Türklük ile ilgileri konusunda neler söyleyeceksiniz?
Deveci: Türkmensahra; Türk dünyasındaki, kendi kültür, gelenek ve Türklük asaletini koruyabilen nâdir bölgelerinden biridir. Bu bölgede, hâlen eski gelenekler ve âdetler sürdürülmektedir. Anadolu’nun herhangi bir bölgesinde yaşayan; örf, âdet ve geleneklerine bağlı ortalama Türk ailesinden farkları olmadığını söyleyebilirim.
Avrasya Yazarlar Birliği Başkanı Yakup Deliömeroğlu, Mahdumkulu’nun 275. doğum yılı için Türkmensahra’ya yaptığı bir geziden sonra, Kardeş Kalemler Dergisi’nin 20. sayısında yazdığı yazısında şu ilgi çekici sözleri söylüyor:
‘Türk Dünyasının pek çok bölgesini gezmiş, bâzı yerlerinde uzun sayılabilecek süreler de çalışmış ve hâlâ ilişkileri devam eden biri olarak söylüyorum ki, Anadolu Türkmenlerine en yakın Türk topluluğu Sahra Türkmenleridir.’ (Türkmensahra başlıklı makalesi)
Çetinoğlu: Türkmensahra’da ne kadar Türkmen yaşıyor?
Deveci: İran’daki Türkmenlerin sayısı aşağı yukarı iki milyon olarak bilinmektedir.
Çetinoğlu: İran Türkmenlerinin idârî-siyâsî durumu ve devlet kademelerindeki yeri nedir?
Deveci: İran’da; Kürdistan, Azerbaycan, Luristan, Sistan-Belucistan gibi eyaletler olmasına rağmen, Türkmenlerin adını taşıyan özel bir eyalet yoktur. Türkmensahra adı ile tanınan bölge de, Gülistan ve Kuzey Horasan eyaletlerinin kuzey kısımlarında Türkmenlerin yaşadığı geniş coğrafyaya verilen isimdir.
Gülistandaki Türkmen şehirler idârî bölünmelerde, eyâletin merkezi olan Gürgen Şehri’ne bağlanırken, Kuzey Horasandaki Türkmen şehirler Bocnurd’a bağlanmaktadırlar.
Geçen senelerde Türkmen şehirlerine, Türkmen olmayan ayrı etnikler de yerleştirilmiştir. Günümüzde Bender Türkmen’de yaklaşık %10 değişik kavim bulunur. Bocnurd şehrinin içinde Türkmenler azınlık olmakla beraber, çoğunluğu şehir çevresindeki köylerde yaşarlar. Kümbet ve Kelale şehirlerinin etnik yapısında, geçen 30 yıl içerisinde büyük değişimler yaşanmıştır. Öncesi, çoğunluğunu Türkmenlerin oluşturduğu Kelale şehrini, son yıllarda Sistan’dan gelen göçmenler ele geçirmişlerse de, şehir çevresindeki köylerin çoğunluğunu Türkmenler oluşturur.
Türkmensahra’nın en büyük ve merkezî şehri Kümbet de benzer bir kaderi yaşamaktadır. Humeynî rejiminden önce farklı kavimler bu şehrin yaklaşık % 20’ni oluşturuyordu. Rejimden sonra, geçen otuz senede onların nüfusu yaklaşık % 50’ye çıkmıştır. Türkmen olmayan kavimleri; Farslar, Sistanlılar, Azerbaycan Türkleri ve İran Kürtleri oluşturmaktadırlar. Ayrıca Bender Türkmen’in Kazak mahallesinde; hem de Kümbet’in Çayboyu mahallesinde yaklaşık 20.000 Kazak yaşamaktadır. Bunlar SSCB dönemi başında Ruslardan kaçıp, Türkmenler arasında yerleşen Kazaklardır ki, Sünni ve Türk oldukları için Türkmenlerle kardeşçe yaşamakta ve kader birliği yapmaktadırlar.
Türkmenler üst düzey işlere tâyin edilmezler. Sebebi; Türkmenlerin Sünni olmasıdır. İran anayasasının 115. maddesine göre, sadece 12 imamlı Şiiler cumhurbaşkanlığı seçimine aday olma ve seçilme hakkına sahip olabilirler. Ancak gerçeklere gelince bu uygulama sâdece cumhurbaşkanlığı ile sınırlanmamakta ve alt düzeylere kadar uzanmaktadır. Nitekim bakanlar ve hatta valiler arasında hiçbir Sünni bulunmamakta ve İran’ın % 25 Sünni nüfusu, Türkmenler de içinde olmakla beraber, üst düzey görevlendirmelerden uzakta tutulmaktadır. Türkmenlerin şimdiye kadar ulaşabildiği en üst düzey görev, vali yardımcılığı oldu. Yağmur Gulizade Gülistan eyaletinin vali yardımcısı olarak hizmet verdi. Bu da 1997’de Hatemi’nin başkanlığında reformcuların hükümete geçmesi ile gerçekleşti. O döneme kadar Türkmenler; vali yardımcısı, belediye başkanı, kaymakam. ve diğer devlet kurumlarının başkanı olarak görevlendirilmemişlerdir. Bu dönem, Türkmenler ve diğer azınlıklar için yeni bir açılım dönemi olarak belirlenmiştir.
Bender Türkmen ve Akkale şehirleri Türkmen kaymakamlarının görev yaptığı şehirler oldu. Gümüş Tepe, Kümbet, Kelale, Maravtepe... şehirlerinde, belediye şurası seçimi sonucunda, ilk Türkmen belediye başkanları görev yaptılar.
Çetinoğlu: Günümüzde durum nasıl?
Deveci: Reformcular döneminde temeli atılan bu durum, Ahmedinejad döneminde de devam etti. Ancak bakanlık ve valiliğe hiçbir zaman bir Türkmen tâyin edilmedi. Vali yardımcılığı bile 4 senelik o dönemden sonra Türkmenlere verilmedi.
İran Türkmenleri kendi istek ve arzularını hukukî yollardan hükümete duydurmada, tek çâreyi milletvekili olarak meclise girmekte buluyorlar. Bu yüzden, Türkmensahra’daki meclis seçimleri çekişmeli geçer. Ancak bu yol da Türkmenler için kolay aşılacak bir yol değildir.
Çetinoğlu: Türkmensahra Türkmenleri günlük hayatlarında hangi dili konuşuyorlar?
Deveci: Türkmenistan Türkçe’si şivesinde konuşurlar. Türkmenistan şivesindeki nazal n (n) ve peltek telaffuz edilen ‘s ve ‘z’ ünsüzleri burada da geçerlidir. Türkmenistan’da bulunan: Yomut, Teke, Göklen, Nohurlu, Salır gibi iller İran Türkmenleri arasında büyük topluluklar olarak bulunmaktadırlar.
Türkmenistan’da kullanılan yazı dili, İran Türkmenleri arasında da geçerlidir. İran ve Türkmenistan Türkmenleri arasında bir edebî dilin kullanıldığını söylemek mümkündür. Ancak lehçelerde biraz farklılık vardır.
Türkmenlerin büyük şairi Mahtumkulu Fıragi’nin divanı sâyesinde, bütün Türkmen boyları bir edebî dili kullanmaktadırlar. Mahtumkulu 18. yüzyılda Oğuz Türkçe’sini esas alarak, Türkmenler için yeni bir edebî dili meydana getirmiştir. Ondan önce edebî yazılarında Çağatay Türkçe’sini kullanan Türkmenler Mahtumkulu edebî dili ile Türkmence yeni bir kalıba girmiştir.
Çetinoğlu: Hükümet veya Türkmenler tarafından ve kendi imkânlarıyla açtıkları Türkmen Dili Öğretim Merkezi var mı?
Deveci: Türkmenler arasında, devlet imkânlarıyla da Türkmenlerin özel olarak açtıkları hiçbir Türkmen Dil Öğretim Merkezi yoktur. Türkmen çocukların en büyük eğitim merkezleri kendi aileleridir.
Çetinoğlu: Türkmen çocukları, ana dillerini öğrenebiliyorlar mı?
Deveci: Çocuklar, Türkmen dilini, annelerinin söylediği ninnilerden, masallardan ve bulmacalarından öğrenirler.
Çetinoğlu: Bir millete ait kültürün yaşatılabilmesi ve geliştirilmesi, büyük ölçüde basın-yayın organları ile mümkün olabilir. Türkmensahra’da Türkmen Basın – Yayın kuruluşu var mı, ne durumdadır?
Deveci: İran Türkmenlerinin, Sahra adındaki ilk resmî gazetesi 1998 yılında, İran’daki reform döneminde yayınlanmaya başladı. Yazıların % 90’ı İran Türkmenleri ile ilgilidir.
Sahra gazetesinden sonra, yine 1998 yılında Yaprak Dergisi çıkmıştır. A4 ölçülerinde çıkan bu dergi, yaklaşık 50-60 sayfa olarak, renkli ve ciltli basılır. Yaprak Dergisi özellikle Türkmen kültür ve edebiyatına önem verir.
Türkmensahra’nın 2. dergisi de Reform döneminde, Hatemi’nin İran Cumhurbaşkanı olduğu yıllarda çıkmıştır.
Türkmensahra’da birkaç yayınevi daha vardır. Onların sayısı da reform döneminde artmıştır.
Çetinoğlu: Türkmensahra Türkmenleri olarak Radyo-televizyon yayınları yapabiliyor musunuz?
Deveci: Türkmenler arasında, Türkmen dilinde radyo programları düzenlenip yayınlanmaktadır. Türkmen radyosu 1958’li yıllarda Muhammet Rıza Pehlevi döneminde Aşkabat radyosuna rakip olabilmek amacı ile kurulmuştur. Onun ilk görevlilerinden Türkmen şairler Nurberdi Curcani ve Abdüllatif Güli örnek verilebilir. İslamî devrimden sonra Gülistan Vilayeti’nin merkezi Gürgen’de haftada yarım saat Türkmen televizyon programı yayına başlamıştır ki, halen devam etmektedir.
Ancak bu programlar Türkmensahra halkının ilgisini pek fazla çekmez. Çünkü genelde siyâsî propaganda amacıyla yapılmış programlardır. Türkmenler o programlardan yeterinde yararlanamazlar.
Çetinoğlu: Türkmensahra Türkmenleri olarak Türkmenistan ile ilişkileriniz nasıl?
Deveci: 1989’da Türkmenistan’ın bağımsızlığa kavuşması Türkmensahra Türkmenleri arasında da büyük sevinç oluşturdu. Artık Türkmenlerin adına bir devlet olabilecekti. İran ve Türkmenistan arasındaki dostluk ve sıcak ilişkiler neticesinde, aradaki sınır açılarak 70 yıl birbirinden uzak düşen Türkmenler, yeniden birbirlerine kavuşmaya ve buluşmaya imkân buldular ve iki taraftaki Türkmenler arasında unutulmayacak anlar yaşandı. Türkmenistan ve İran’daki Türkmenler sınır bölgesine ait pasaport kullanarak karşı ülkede yılda 4 defa 2’şer hafta bulunma hakkı kazandılar.
Türkmenistan’ın ilk Cumhurbaşkanı Saparmurat Niyazov, dünyada yaşayan diğer Türkmenleri de göz ardı etmedi. Dünya Türkmenlerini bir araya getirmek, düşünceleri paylaşmak ve medenî ve ilmî ve kültürel iş birliğinde bulunmak için Dünya Türkmenleri İnsanî Koordinatörlüğü’nü kurdu. Bu koordinatörlüğe, Türkmensahra Türkmenleri de aktif olarak katkıda bulundular. Türkmenistan TV’sinde zaman zaman Türkmensahra’yı tanıtan programlar yapıldı. Türkmenistanlı ve Türkmensahralı bahşiler(*), karşılıklı konserler düzenlediler. Türkmensahralı gençlere Türkmenistan’da okuyabilmeleri için kolaylık sağlanarak, eğitim ödemelerinde % 50 indirim yapıldı.
Ancak süreç içerisinde, Niyazov’un yeni tutumları perspektifinde Türkmenistan’ın dünya Türkmenlerine, özellikle Türkmensahralı Türkmenlere ilgisi azalmaya başladı.
Çetinoğlu: Sebebi biliniyor mu?
Deveci: Değişik sebepleri olabilir:
*Türkmenistan’ın Türkmensahra’daki Türkmenlerle ilgilenmesine İran Hükümetinin hassasiyet göstermesi.
*İran’daki Türkmenlerin daha açık siyâsî ortamda geliştikleri için Türkmenistan’daki kapalı ve totaliter bir hükümete sâhip olan Türkmenistan’a yeni fikirleri sokması.
*İran’daki bazı dinî grupların Türkmenistan hükümetinin istemediği faaliyetlerde bulunması… gibi.
2002 yılında meydana gelen Niyazov’a yönelik terör olayının ardından, Türkmenistan’ın dış dünyaya daha da kapanması, iki taraftaki Türkmenlerin ilişkisini altüst etti. İki haftalık sınırlı vizeler kısıtlandı. Önceleri Aşkabat’a kadar gidebilen yolcuların sınır bölgesinden daha uzaklara gitmeleri engellendi. Milletlerarası vizelere de o kadar zor şartlar getirildi ki, artık hiçbir İranlı kolaylıkla vize alamaz oldu. Türkmen öğrencilerine sağlanan eğitim kolaylığı da ortadan kaldırıldı.
Türkmensahralı Türkmenler, İran kanunları çerçevesinde Türkmenistan’dan sâdece kültürel destek istiyorlardı, ancak bu da olmadı. Türkmensahra’da beklenen Türkmen Kültür Evi kurulamadı ve Türkmence eğitim imkânı sağlanamadı. Hiçbir Türkmensahralı’ya Türkmen olduğu halde Türkmenistan vatandaşlığı verilmedi.
Çetinoğlu: Türkmenbaşı’dan sonraki durum nedir?
Deveci: Yeni Cumhurbaşkanı Berdimuhammedov’un işbaşına gelmesiyle, hissedilir bir değişiklik yaşanmadı. Hâlen, İran ve Türkmenistan’ın kültürel ilişkileri, bağımsızlık günleri ve ‘Mahdumkulu’nu anma’ gibi özel günlerdeki karşılıklı resmî katkılarla sınırlıdır.
Çetinoğlu: Türkmensahra Türkmenlerinin günümüzdeki genel durumlarını özetler misiniz?
Deveci: İran’ın kuzey doğusunda Türkmensahra bölgesinde yaşayan 2.000.000 Türkmen, hem Sünni hem de Türk olması sebebiyle İran’ın mezhep-etnik azınlıkları arasında yer alır. Türkmenistan’ın güney sınırının ötesinde yaşayan Türkmensahralı Türkmenler, Türkmenistan ile ortak tarih, kültür, dil ve lehçeye sahip olsalar da, bugün İran’ın toprak bütünlüğü ve Anayasası’na saygı göstererek, kendi gelenek ve kimliklerini sorumluluk ile korumaya çalışıyorlar. Dolayısıyla, İran içinde Türkmenler kendi geleneklerini koruyabilen en asil azınlık olarak bilinmektedir. Hatta Türk dünyasını tanımak maksadıyla gezen bazı araştırmacılara göre, bu bölge gelenekleri, dil ve folkloru ile Türk dünyasının en asil bölgesi olarak bilinmektedir.
Ancak Türkmensahralı Türkmenler azınlık olmanın sıkıntılarını da çekmektedirler. Bu sıkıntı üst düzey makamlara ulaşmada, istihdamlarda, bölgede fabrika veya iş merkezi kurmakta ve seçimlerde büyük problem olarak kendini göstermektedir.
İran sahasında birinci vatandaş sayılmak, etnik ve dinî ayrımcılıkları ortadan kaldırmak, kimliklerini koruyarak çocuklarına kendi dillerinde eğitim vermek, bölgede iş imkânları oluşturularak işsizler oranını azaltmak, Türkmenlerin İran hükümetinden istedikleri önemli konulardır.
Hatemi’nin 1997’de reformcuların adayı olarak seçilmesi, Türkmenler arasında yeni bir ümit oluşturmuştur. O tarihten sonra, Türkmenler şehir şûrasını kendileri seçip, Türkmenler arasından belediye başkanı belirleyebilmişler ve kendi dillerinde gazete ve dergi çıkartabilmişlerdir. Ancak meclis seçimlerinde, yanlış seçim bölgeleri yüzünden Türkmensahra’dan meclise Türkmen vekil göndermekte imkânsızlıklar yaşanmaktadır. Türkmenler ve diğer azınlıklar arasında yaşanan rekabet Türkmenleri huzursuz etmektedir.
Türkmensahralı Türkmenler; Türkmen şehirlerinin Fars şehirlerinden ayrı seçim bölgelerinin oluşturulmasını istemektedirler.
Türkmenler reformcuların tutumlarına umut ile bakarak problemlerinin çözülmesini arzu edip seçimlerde çoğunlukla reformcuları desteklemektedirler.
Türkmensahra Türkmenleri. Türk dünyasında iyi tanınmamaktadır. Kendi milliyet, dil ve geleneğine çok değer veren bu halk, Türk dünyası ile daha fazla ilişki ve bağlantıya geçerek dünyadaki Türk soydaşlarının varlıklarından ve içerdeki olaylardan haberdar olmasını istemektedir.
Çetinoğlu: Bu röportaj, Türkmensahralı Türkmenlerin tanınmasına katkıda bulunacaktır. Türkmensahralı Türkmenleri tanımak, Türkiye Türkleri için hem gurur vericidir, hem de vazifedir.
Verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim.
Deveci: Türkmensahralı Türkmenleri, Türkiye Türklerine, soydaşlarımıza ve dindaşlarımıza tanıtmaya vesile olduğunuz için ben de size teşekkür ederim.
Dr. ABDURRAHMAN DEVECİ (DİEJİ)
İran’ın Türkmensahra bölgesinin Bender Türkmen ( Türkmen Limanı) şehrinde dünyaya geldi.
1996 yılında Tahran’nın Merkezi Azad üniversitesinin Sanat Araştırmaları Bölümü’nden mezun oldu. 2002 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi ve Arkeoloji Bölümü’nde Doktor unvanına sâhip oldu.
1997 yılında Türkmensahra’da yaşayan iki milyon Türkmen için, ‘Sahra’ adını taşıyan ilk Türkmen gazetesini yayınladı. İran Türkmen Halkının tek gazetesi sayılan Sahra’nın yayını hâlâ devem etmekte ve 12. senesini idrak etmektedir.
2007’de Türk Dil Kurumu’nda Türkçe-Farsça Örnek Sözlük üzere çalıştı. Sözlük 1 yılda tamamlandı.
Türkiye Avrasya Yazarlar Birliği üyesidir. Kalem ürünleri genel olarak Kardeş Kalemler Dergisi’nde yayınlanıyor.
İran’da Fars ve Türkmen dilinde yirmiden fazla kitabı yayınlandı. Bâzılarının isimleri:
*Sag-i Har : (Bayındırlık Bakanlığı’nca ödüllendirilen Farsça roman. Tahran, 1997)
*Tacmmuhammet ve div-i siyah ve sefid: (Fars dilinde sahne oyunu. Tahran 1999)
*Sage Man Akca: (Benim Köpeğim Akça. Fars dilinde hikâyeler Tahran, 1976)
*Mâhî: (Balık. Fars dilinde hikâyeler, Tahran 1991)
*Deraht-e Berkeli: (Berkeli’nin Ağacı, Fars dilinde hikâyeler Tahran 1991)
*Mogaddame-i Bar Edabiyat-i Amiyane-i Torkman: (Türkmen Halk Edebiyatına Bir Giriş, Fars ve Türkmen dili birlikte kullanılan araştırma. Tahran, 2000)
*Türkmen dilinde şiir CD.