Thursday, September 15, 2011

“Tebriz-Bakü-Ankara - Biz hara, Farslar hara” - تبریز، باکو ، آنکارا - بیز هارا، فارسلار هارا

Ortalık yine toz duman. Ortadoğu ve İsrail’e odaklanan Türkiye, yanıbaşında İran’daki çok önemli gelişmeleri ıskalıyor gibi. Biliyorum ki, Dışişleri ve MİT, İran’daki gelişmeleri, özellikle Tebriz merkezli Türk hareketleri yakından izliyor, detaylı raporlarla hükümete iletiyor. Ancak, Tahran yönetimi ile yürütülen PKK karşı işbirliğini sabote etmemek için, Ankara şimdilik sessiz kalmayı tercih ediyor. ...
Iskalamaktan kastım bu.
Belki bu doğru bir taktik ama Ankara’dan gelecek ufak bir açıklama bile orada yaşayan Türkleri müthiş mutlu edecek, moral verecek. ...
Bunun göz ardı edilmemesi gerekir diye düşünüyorum.
Geçen sene “İran Türkleri ve Tebriz'in devrimciliği” ismiyle İran üzerine bir yazı yazmış ve orada yaşayan Türklerin durumuna dikkat çekmeye çalışmıştım. (http://www.antigazete.com/yazar_yazilari.php?yazi_no=274)
Türkiye’den sonra en çok Türkçe konuşulan bu komşu ülkedeki kardeşlerimizi ihmal ediyoruz ve işin daha kötü tarafı bu durumun farkında bile değiliz.
Aramızda sadece kan bağı değil gönül bağı da olması gereken bu kardeşlerimiz üzerine oynanan oyunlar isim değiştirerek sürüyor.
Ülkenin kuzeyinde yaşayan on beş milyona yakın Türk şimdi ata topraklarından değişik bir taktikle sürülmeye çalışılıyor.
Bunun için, pek çoğumuzun ismini bilmediği Urmiye Gölü, İran yönetimi tarafından bilinçli olarak kurutuluyor. Hatta bu işte o kadar kararlılar ki, kağıt 50 bin Riyalin arka yüzündeki İran haritasından Urmiye Gölünü şimdiden kaldırmışlar.

Şimdi diyeceksiniz ki, “Ne var bunda, bir göl kurudu diye milyonlarca insan niye topraklarını terketsin”
Hemen anlatayım.
Urmiye, Van Gölü’nden sadece 150 kilometre uzakta. (Gölün batısındaki Urmiye ve doğusundaki Tebriz şehirlerinde yaşayanların büyük çoğunluğu Türk)
İran'ın en büyük, tuz rezervi bakımından da dünyanın ikinci büyüğü olan Urmiye Gölü'ndeki suyun yüzde 60'ı son 10 yıl içinde kurumuş durumda. Urmiye Gölü’ne akan nehirlerin üzerine onlarca baraj inşa edilmiş. Bu da gölün su seviyesinin düzenli olarak her gün azalmasına yol açıyor. Uzmanlara göre önlem alınmaması halinde birkaç yıl içinde göl tuzlu bir kara parçasına dönüşecek.
Suyun büyük oranda azalması tuz oranını yükselterek litre başına yüzde 33’e çıkarmış durumda. Dünyanın en alçak noktası olarak bilinen Ürdün’deki Ölüdeniz'de bile ortalama tuz oranı yüzde 30’un altında ölçülüyor.
Suyun azalması gölün kurumasının kısmi bir nedeni olarak görülse de uzmanlar çevrede kurulan barajların temel neden olduğunu belirtiyor. Gölün kuruması sadece İran’ın kuzeyini değil aynı zamanda Türkiye ve Azerbaycan üzerinde de olumsuz etkilere yol açacak.
Gölün tamamen kuruması halinde, göl tabanında açığa çıkacak tuzlar rüzgarla bölgeye savrulacak. Bunun sonucunda da, bölgenin ekosistemi alt üst olacak, tarım ve hayvancılık sektörü tamamen bitecek ve bölgedeki çoğu Türk 15 milyon milyon insan evini, topraklarını terk etmek zorunda kalacak.
Orada yaşayanlar, yakındaki nehirlerden göle su akıtılmasını istiyorlar.
Gölün kurumasını bilinçli bir şekilde engellemeyen İran yönetiminin bu tehlikeli oyunun sonucunda Urumiye Gölü'nün iki seneye kadar kuruması bekleniyor. Son aylarda, özellikle Urmiye ve Tebriz kentlerinde onbinlerce insan düzenledikleri protestolarla bu çölleşme operasyonlarını engellemeye çalışıyorlar. Bölgeden gelen haberlere bakılırsa şimdiye kadar çok sayıda protestocu tutuklandı, yüzlerce kişi de yaralandı.


Protestoların başlamasına sebep olan ana etkense, Urmiye Gölü’nü kurtarma projesine İran Meclisi gündemine alınmasının bile red edilmesi oldu. Red oyu verenlerden 16'sının ise Azerbaycan milletvekilleri olması Türklerin sabrını taşıran son damlaydı.
Bütün bu gelişmelerin ardından hız kazanan protestolar için sokaklar tehlikeli olunca devreye Traktör girdi.
Şimdi, Traktör’de ne diye soranlarınız olabilir.
Onu da açıklayalım.
Taraftarı “Kızıl Kurtlar” olarak bilinen, kırmızı-beyaz renklere sahip resmi adı Traktorsazi Tabriz kısa adı Traktör olan bu futbol takımı, İran Türkleri arasındaki birliği sağlamada en önemli faktör.
Adını Tebriz'deki İran’ın en büyük traktör fabrikasından alan, yaşarken efsane olan bu takım, deplasmanlar dahil her karşılaşmasına ortalama 80 bin seyirci topluyor.
Traktör’ün maçlarındaki Türkçe sloganlar aslında herşeyi anlatıyor.
“Tebriz-Bakü-Ankara - Biz hara, Farslar hara”
“Ya ya ya, şa şa şa, Azerbaycan çok yaşa”
“Azerbaycan bir olsun / Merkezi Tebriz olsun”
“Türk dilinde medrese, olmalı herkese”
“Azerbaycan var olsun, istemeyen kör olsun”
Ebülfez Elçibey’in, “Milletime sözüm var, Güney Azerbaycan azat olmadan sakallarımı kesmeyeceğim” dediği bu bölgenin insanları Traktör’ün her maçından sonra özellikle Urmiye Gölü ile ilgili ses getiren gösteriler düzenliyorlar.
Geçen hafta sonu Traktör’ün 3-2 galip geldiği İstiklal-Traktör maçı sonrası yine benzer görüntüler geldi. Hem de Tahran’dan. Hatta Tahran Üniversitesi önündeki İran bayrağı indirilip yerine Traktör takımının flaması asıldı. (İstiklal İran'ın en güçlü ve en köklü takımlarından birisi. Bu maça kadar İran Şampiyonlar Ligi’nin birinci sırasında bulunan İstiklal aldığı yenilgiden sonra ikinci sıraya inerken, Traktör’se liderliğe yükseldi. Bu maça yüklenen önem, İstiklal’in önemli bir Fars takımı olması ve yıllardır İstiklal takımının resmi internet sitesinde Traktör takımına ve Türklere ağır küfürler yazılmasından kaynaklanıyor)
Daha önce demiştik, “Görünen o ki, İran’da genel olarak yönetimlere karşı çok da agresif olmayan Türk toplumu üzerine kurulan baskıcı ve küçümseyici tablo kum saatindeki akışı daha da hızlandırıyor.
Son söz, önümüzdeki çok da uzun olmayan zaman diliminde İran büyük gelişmelere gebe. Ben derim ki özellikle Tebriz’i ve burdaki hareketlenmeleri yakından takip edin.”
Tarih boyunca İran devrimlerinin hepsinde Tebriz şehrinin etkili rol oynaması daha doğrusu Tebriz olmadan hiçbir değişimin gerçekleşmeyeceğini bilen yönetim karşıtları, Türk isyanını nihayet görmüş olmalılar ki değişim umudu yeniden yükselmeye başladı. Türklerin yaptığı her şeyden korkan bazı çevreler hariç, Fars aydınlarının çoğu Türk hareketlenmesine destek çağrılarını üst perdeden olmasa da yapıyorlar.
Muhalif tüm iletişim araçlarında Hameney'in kaderinin de artık Türklerin elinde olduğu yazılırken, Meşrutiyet Devriminin sembol ismi Türk Sattar Han'ın Tahran'daki mezarına ziyaretçi akını ve çiçek yağdırılması da oldukça anlamlı olsa gerek.

  Sattar Han
Büyük devlet olmak, “Yurtta sulh, cihanda sulh” gibi Atatürk’e ait olmadığına inandığım sığ bir slogana sığınıp dünyadaki gelişmelerin dışında kalmakla olmuyor.
Ortadoğu, Afrika, Balkanlar, Kafkasya bizim stratejik hamleler yapacağımız alanlar olsun ama bize “Abi” gözüyle bakıp, zaman zaman sadece bir ses bekleyen kan kardeşlerimizi de gönülden ırak eylemeyelim.
Kaynak: ANTI GAZETE

1 comment:

  1. Merheba Masum bey!
    Cok bir eyi maqale olmush sizin bu maqalaniz. Real ve musavvar olmushdir.Millat-i Turk siz gibi jojuklarine muftexar olarlar.Ban oni bu linkte-de gustarmisham.: http://ilgerek.blogspot.com/2011/09/tebriz-baku-ankara-biz-hara-farslar.html#more
    Cok sag ol sayin Masum!...Sizin classmateiniz H. Ownuk

    ReplyDelete